Yukarı Bakmanın Gücü

Gün boyunca telefonlarımız elimizde yaşıyoruz. İş yerinde bilgisayara bakıyor, bir şeyler yazıyor ve okuyoruz. Eve gittiğimizde yemek yapıyor, bir dizi veya film izliyor, sevdiklerimizle vakit geçiriyor belki yatmadan köpeği yürüyüşe çıkarıyor biz de biraz yürüyoruz. Bu eylemlerin çoğunu ise 45 derecelik bir açı ile aşağıya doğru bakarak yapıyoruz. Yürürken aşağıya bakıyoruz, oturuyoruz aşağıya bakıyoruz, yemek yapıyoruz aşağıya bakıyoruz. Yürüdüğümüz yere bakıyoruz, attığımız adıma bakıyoruz. Elimize cebimize atıyor ve en önemlisi de telefona bakıyoruz. Mesajlar, emojiler, Instagram, Twitter, mailler, fotoğraflar, aramalar derken günde kim bilir kaç saat telefona bakıyoruz. İster istemez günümüzün çok büyük bir vaktini aşağıya bakarak geçiriyoruz. Bu durum hem boyun sağlığımızı hem de duygusal, zihinsel ve ruhsal sağlığımızı etkiliyor. Aşağı doğru o kadar çok bakıyoruz ki yukarıya bakmayı unutuyoruz.

Postürümüz özgüvenle doğrudan ilişkili

Her araştırma farklı bir şey söylüyor ve sayılar, yaş grupları, sosyal alışkanlıklar değişiklik gösteriyor ama telefonlarımıza yapışık yaşadığımız bir gerçek. Telefonlarımız ile ilişkimiz ne durumda olursa olsun, hayatımızın ortasında yer alan bu aygıtlar aşağıya bakma eğilimlerimizi arttırdı. Telefonu tutarak aşağıya doğru bakarak yaptığımız faaliyetler artmış oldu.  Bir düşünün, telefon elinizde ve elinizi yüzünüzün tam karşısında tutuyorsunuz. Eminim çok daha özgüven dolu hissediyorsunuzdur. Yukarı bakmak, ileriye doğru bakmak kişinin kendisine daha güven duyduğu, kafasını hayata karşı döndürdüğü bir postür.

Çocukları ele alacak olursak bakışları hep yukarı doğru. Hep ileriye bakıyorlar ve kendilerine yetişkinlerden çok daha fazla güven duyuyorlar. Belki çok basite indirgenmiş bir benzetme olduğunu düşünebilirsiniz fakat çocukların hayata karşı duydukları heyecan ve merak ile sürekli olarak yukarı yönelttikleri bakışları duygusal ve zihinsel sağlıklarını iyiye bir biçimde etkiliyor. Örneğin kendimizi çok iyi hissetmiyorsak önümüze bakıyoruz. Üzgün olduğumuzda modumuz düşüyor. Kendimizi kötü hissediyoruz, küçülüyoruz ve aşağıya bakıyoruz, kapanıyoruz. Kendimizi iyi hissettiğimizde ve enerjimiz yüksek olduğunda ise tam tersini yapıyoruz. Yukarı bakıyoruz. Çenemiz yukarda, göğsümüz açık, gözlerimiz ilerde. Hayata atılabilecek bir haldeyiz. Yeni duygulara, düşüncelere ve deneyimlere açığız. Yukarı bakıyoruz.

Boynu esnetmek

Aşağıya bakarak ortaya muhteşem şeyler çıkarabilir, hayat hakkında birçok şey öğrenebilir, verimli saatler geçirebiliriz tabi ki. Fakat yukarıya bakmayı ihmal etmezsek aşağıya bakmanın farkındalığı ve keyfi de o kadar çok gelişecektir. Yukarı bakma eylemi içsel yolculuğumuzun yanı sıra kafamızı tutan ve bizi destekleyen boynumuz içinde çok önemli. Boyun düzleşmesi birçok insanda ortaya çıkan bir durum. Bu da aşağıya ve yere bakmaktan kaynaklanıyor. Boynumuzu geriye doğru uzatmalı -kesinlikle boynu sıkıştırmadan- ve tepe çakramızdan yukarı doğru uzamak bile basit bir esneme hareketi de olsa boynumuza inanılmaz bir alan açacaktır.

Gün içinde çoğunlukla aşağıya baksak da özellikle spor yaparken yukarı bakma fırsatını yakalayabiliyoruz. Örneğin yogada back bend yaparken önce kollarımız değil başımız geriye doğru gidiyor, sonra kollar takip ediyor. Başımız güvenle sakin bir şekilde geriye gittiğinde ufkumuz genişliyor. Başımız yukarı baktıkça gözlerimiz de yukarıya bakıyor ve bu hareket  göz sağlığımıza iyi geliyor. Yüzerken sırt üstü yüzmek hem perspektifimizi değiştiriyor hem de omurgamızı ve de boynumuzu rahatlatıyor.

Bulutlara bak

     

Yaptığımız her bilinçli harekette vücudumuz açılıyor, genişliyor ve bedenimizde biriktirdiğimiz stresi açığa çıkıyor. Stresin açığa çıkması için kaslarımızın rahatlaması, boynumuzun, omurgamızın ve boyumuzun uzaması gerekiyor. Boynumuzu rahatlatmanın en basit yolu ise sağa sola ve yukarı doğru yavaş hareketlerle boynu açmak. Boynumuzu açtıkça da kaslarımız, omurgamız dolayısıyla da sırtımız ve tüm vücudumuz rahatlıyor.

Şehirde yaşarken insan o kadar çok uyarıcı alıyor ki. Diğer insanlar, bin bir farklı surat, bir sürü taş beton bina, binlerce tabela. Belki de yürürken yukarı doğru bakabiliriz. İleriye doğru… Gökyüzüne baktığımızda gün içinde büründüğü renkleri görebiliriz. Her gün batımının farklı tonunu veya gün içinde mavinin nasıl renk değiştirdiğini ve güneşin gölgelerini. Kollarımızı açık, yüzümüzü gökyüzüne çevirip yukarı bakalım. Gerinelim. Fasyayı açalım. Ve gülümseyelim. Yukarı bakma ne kadar eğlenceliymiş. Hayatı mutlulukla ve yolumuza çıkan tüm deneyimleri açıklıkla kabul edip yolumuza devam edebiliriz. Ve ara sıra yukarı bakabiliriz.

Bir yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir