Sakatlıkları Aşmanın 5 Yolu

Hangi spor veya fiziksel aktiviteyle ilgileniyor olursanız olun incinme ve sakatlanma kaçınılmaz bir durum. Bu düzenin bir parçası. İster yoga, pilates, ister dans, hatta daha yumuşak bir pratik olan tai chi olsun sakatlanma ihtimalimiz her zaman var. Zaten fiziksel olarak bu dünyada yaşayıp da incinmememiz kaçınılmaz bir durum. Dış dünyadan tarafımıza gelen her tür stres ve baskı ruhsal, duygusal, fiziksel ve zihinsel incinmelere yol açıyor. En basit tabiriyle tüm bu incinmeler ise travma olarak tanımlanır. Vücudumuza aldığımız bir darbe, küçük bir kaza veya bilinçsizce yapılan bir hareket, tüm bunlar incinmelere neden olur ve beraberinde bir iyileşme ve şifa getirir.

Dış dünyadan gelen ‘darbeler’

Doğumla ölüm arasında geçirdiğimiz zaman yani ‘hayatımız’ boyunca dış dünyadan tarafımıza yöneltilen darbelerle dolu. Darbe ve stres kaynaklarını hayatın ta kendisini oluşturuyor. İncinmeler kaçınılmaz olarak yaşandığı zaman önemli olan bu sakatlanmaların hayatımıza ne kattığına bakmak. İyi veya kötü, tüm başımıza gelen olaylar bağlama ve de büyük resme göre değişmekte. Diyelim ki beliniz ağrıyor. Bu ağrının neden kaynaklandığını bilmiyoruz. Ağrıyı bir süre sonra belinizde hissetmeye başlıyorsunuz. Bel ağrıları ile doktora gidiyoruz ve belimizde olduğunu öğreniyorsunuz. Vücudunuz aslında size bir işaret veriyor, ilginizi istiyor. Bana bak, benimle ilgilen, ben uzun zamandır kendimi iyi hissetmiyorum diyor. Hangi fiziksel incinme olursa olsun, yaşanılan tüm sakatlıklar vücudumuzu hissetmek, onunla konuşmak ve bir bağ kurmak için bir fırsat. Ayma Yoga Ekibi olarak sakatlık sürecini nasıl idare edebileceğimize dair bir derleme hazırladık.

1) Teslim ol

 

 

 

 

 

 

 

Sakatlıkların yaşanılması kaçınılmaz bir durum. Bir kaza geçirdiniz, nedenini anlayamadığınız bir şey başınıza geldi ve beklenmedik bir şekilde fiziksel olarak kısıtlandınız. Özgürce hareket edemez bir durumda kaldınız. Daha da kötüsü fiziksel acı çekmeye başladınız. Bu süreçte öfke, kızgınlık, sinir, üzüntü karmakarışık duyguların hepsini tek tek hissettiniz. İşte ilk adımda, içinize doğan duyguların hiçbirini bastırmadan hissetmeniz çok önemli. Tabi ki uzatmadan ve dozunda. Hissettiğiniz duygu her ne ise, üzüntü, şaşkınlık, kızgınlık veya hepsinin bir karışımı, tüm bu duyguları bastırmadan, yaşamış olduğunuz incinmeye hakkını vererek yaşamak… Sonrasında ise bir adım geriye atarak durumun ne olduğuna bakmak. Başınıza ne geldiğini anlayamıyorsanız bile, iyileşebilmeniz adına içinde bulunduğunuz durumu kabul ederek yapabileceklerinize bakmanız lazım. Bu kabullenme aşamasına gelmek için ilk olarak teslimiyet ve rahatlama aşamasından geçmeniz gerekiyor. Rahatlayın ve kendinize her şeyin ne kadar değişken olduğunu hatırlatın. Bu dönemde özellikle işinize yarayacak bir motto ise “Değiştiremeyeceğim şeyler için kabullenme gücü, değiştirebileceğim şeyler için de cesareti”.

2) Anda kal                                                               

Her an’ı yavaş ve acele etmeden yaşamak daha az stresli olmamıza yardımcı olduğu aşikar. Bugünü düşünmek, geleceği düşünüp stres yapmamızı veya geçmişte takılı kalmamızı engeller. Eğer sakatlanmasaydınız veya başınıza gelen o korkunç şey gelmeseydi, eğer o gün evden dışarı çıkmasaydınız vb. bir sürü düşünce kafamızdan geçebilir. Bu düşünceler bizi gerçeklikten uzaklaştırır ve vücudumuzdaki stres seviyesini yükseltir. Olmayanı istememize ve sahip olduklarımızın farkına varmamıza neden olur. Mindful, yani uyanık ve o an’ın içinde olduğumuzda ise, vücudumuzu ve duygularımızı dinlemeye başlarız. Kendimize kızmayı bırakıp kendimizi dinlemeye başlayabiliriz. Eğer kendimiz en yakınımızdaki olsaydı ona ne derdik? Ne tavsiyede bulunurduk? Bu kadar set davranır mıydık? Bu soruların farkında olarak vücudumuza dönüp ne istediğine dikkat etmek, onu dinlemek sakatlıkları iyileştirmek için ikinci adım. Vücudumun şu an neye ihtiyacı var? Dinlenmeye mi? Uyumaya mı? Yoksa hareket etmeye mi? Bir parça buza mı?

3) Bu fırsattan bir ders çıkar                                       

Bu süreç boyuna olabildiğince farklı görüşler almak ve bilgilenmek en iyisi. Yakınlarınız da size tavsiyeler verip, sizi güvendikleri uzmanlara yönlendireceklerdir. Konu ile ilgili bloglar okuyup, Youtube vidyoları izleyebilir, online ve offline bilgilere ulaşabilirsiniz. Her yeni fikir alışverişinde vücudunuza ve kendinize dair bir şey öğreniyor olacağınızı unutmayın. Bedeninizin nasıl işlediğini daha yakından görüp, kas iskelet sisteminiz ve insan anatomisi hakkında bilgiler edinip daha donanımlı bir hale geleceksiniz. Aslında bedenimiz hakkında o kadar çok bilinmeyen var ki. Fasya nedir? Sinir sistemin nelerin farkında? Bu soruların %100 net bir cevabı olmasa da, bu öğrenme süreci vücudumuzu daha yakından tanıyıp, anlamanıza doğru atacağımız bir adım.  Vücudumuz o kadar muhteşem bir sistem ki bu sistemle olan bağımızı güçlendirmeniz sakatlık sürecinizi hızlı atlatıp daha sağlıklı bir yaşam kurmanızda çok önemli bir yere sahip.

Belimdeki incinme belki de size yürümenin esaslarını, nasıl yürümemiz gerektiğini ve ayak sağlığı ile ilgili yepyeni bilgiler getirebilir. Zira sağlıklı ve uzun bir hayat yaşamak, yaşam kalitemizin yüksek olmasını istiyorsak vücudumuzu dinlemeli, sistemi ve izdüşümlerini öğrenmeliyiz. Vücudunuzla aranızdaki köprüyü dikkatlice kurun, onu mutlaka dinleyin ve özen gösterin. Sakatlıklarımızı bunun için bulunmaz bir fırsat.

4) Sabırlı ol                                                               

Eğer ne zaman iyileşeceğiniz hakkında takıntılı bir düşünce yapısı benimser, söylenir ve şikâyet etme eğilimi gösterirseniz vücudunuz daha da yorulacak ve iyileşme süreci uzayacaktır. Kimse yarın ne olacağını bilmiyor. Doktorların size iyileşmeniz 5 ay alacağını söylediyse bu sizin fiziksel potansiyelinize göre değişiklik gösterecektir. Negatif düşüncelerin içinde kaybolmak, bedeninizi zorlamak, üzülmek iyileşmenizi yavaşlatacaktır. O yüzden sabırlı olmanız ve kendinize ve duruma şefkatli yaklaşmanız gerekiyor. Sabırlı olma ise iyileşmemizin ilk adımına, teslimiyet ve kabullenme gerektiriyor. Durumu anlamasak bile kabul edip elinizdeki zamanı en iyi şekilde değerlendirin. Sevdiklerinizle, aileniz ve arkadaşlarınızla izleyeceğiniz bir film, dışarı çıkamıyorsanız koltukta battaniyelerin altında keyifle okuyacağınız bir kitap kafanızı dağıtmanıza yardımcı olabilir. Belki günlük hayatta önemsiz olarak gördüğünüz ve göz ardı ettiğiniz küçük şeylere dikkat ederek ve bunlardan keyif almayı öğrenerek zamanın ve hayatın ritmini tekrar bulup iyileşme sürecimizi değerlendirebiliriz. Böylece tüm dikkatimizi bedenimize ve başımıza gelen olaylara değil, etrafımızda yaşayan ve yaşanılanlara vererek kendimize zaman tanıyabiliriz.

5) Süreçten kopma & ümidini kaybetme             

Yaşamış olduğunuz fiziksel sakatlığa göre doktorlar bir daha asla yoga yapamayacağınızı, yoganın sizin vücudunuza göre olmadığını söylediler. Görüşlerini büyük bir açık fikirlilikle dinleyip doktorlarınızdan vücudunuzla ve süreçle ilgili öğrenebileceğiniz her şeyi öğrenmeye bakın. Unutmayın ki karşınızdaki kişi de size yardım etmeye çalışıyor. Sağlığınız ile ilgili duyduğunuz her görüş sizi memnun etmiyor olabilir. Karşınızdaki kişi de size yardım ederken kendi yöntemlerini kullanıyor ve belki bu yöntemler size uymuyor. Problem değil. Zamanla size uyan yöntemler bulun. Bu beden size ait ve bedeniniz neye ihtiyacı olup olmadığını size söylüyor. Bunu duymanız ve bedeninizin ihtiyaçlarını doğru filtrelerden geçirerek ona iyileşmesi için gerekli olan imkânları siz sunacaksınız. Bu süreçte güvendiğiniz insanlarla yolunuz mutlaka kesişecektir. Sizin inandığınız şeylere inanan, size inanan ve sizi destekleyen insanlar bulun. Umudunuzu kaybetmeyin. Potansiyelinizi düşürmeyin. Bedenlerimiz bizim algımız çok daha ötesinde işleyen inanılmaz bir mekanizma ve sandığımızdan çok daha güçlü. Bedeninizin sizin tarafından sevilmeye, dinlenilmeye, kabul görmeye ihtiyacı var. Onu yalnız bırakmayın, o sizi hiç yalnız bırakmadı. Ve destekleyin. Yarının ne getireceğini hiç birimiz bilmiyoruz.

Bir yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir